MACAR TURANCILARINDAN MEKTUP VAR[i]

Yunus Emre TEKİNSOY

“İttihâd-ı Macar ve Türk ola dâim mes’ud

Yaşasın, olmasın asla bu cihanda mefkûd”

                                              Erödi Béla

Son yıllarda “Türkçü” camia içerisinde Macaristan ve Macar Turancılarına karşı oldukça yoğun bir ilginin varlığı malumunuzdur. Öyle ki, “Türkçü”lerin sosyal medya hesaplarından Macar milliyetçisi Jobbik (Daha İyi Bir Macaristan Hareketi – Jobbik  Magyarországért Mozgalom) partisinin Başkanı Gábor Vona ile ilgili paylaşımlara da rastlamış olabilirsiniz. Ve hatta birkaç yıl önce Macar Turan Vakfı Başkanı Andras Zsolt Biro Türkiye’ye geldiğinde birçok üniversitede konferanslar vermişti[ii], bir ihtimal siz de katılmış olabilirsiniz. Ve dahi 2008’den bu yana her iki yılda bir Macar Turan Vakfı tarafından Macaristan’ın Buğaç (Boğaç) şehrinde düzenlenmekte olan Turan Kurultayından da haberdar olmuşsunuzdur ki, benim sosyal medyadan takip ettiğim birkaç kişi son kurultaya katılmışlar ve çektirdikleri fotoğrafları bol bol paylaşmışlardı[iii]. Misalleri çoğaltmak imkânı olsa da üç örnekten hareketle Macar Turancılarının, Türkülerin gündeminde az ya da çok yer bulduğunu söylemek mümkün.

Oysaki Macar Turancılarının Türkçü camianın gündeminde yer bulması yoğunluğu döneme göre azalıp çoğalsa da yeni bir olay da değildir. II. Meşrutiyet’in getirdiği hürriyet ortamında cemiyetleşme yoluna giden Türkçüler; Türk Derneği, Türk Yurdu, Türk Ocağı gibi cemiyetler etrafında örgütlenirken, 1910 yılında Macar Turancılarının ilk örgütlenmesi “Túran Cemiyeti” (Túrani Társaság)[iv] adıyla gerçekleşmiştir. Türkçü fikriyatın en uzun soluklu mecmuası Türk Yurdu 1911’de Yusuf Akçura öncülüğünde yayın hayatına başlarken, 1913 yılında Túran Cemiyeti’nin yayın organı olarak “Túran Mecmuası” piyasaya sürülmüştür. Dikkat çeken bu paralellik, bizim penceremizden Türk Yurdu Mecmuasında Macar Turancıları ile ilgili yayınlarla taçlanmaktadır. Nitekim Türk Yurdu 6. sayısından itibaren Turan Cemiyetine dair haberlere de yer verecektir.

Turan Cemiyetine dair Türk Yurdu’nda çıkan ilk haber Türk Ocağı’nın fiilen kurulduğu ancak resmen kurulmadığı bir döneme rast gelmektedir[v].  Türklük Şuûnu (olaylar – işler) bölümünde “Turan ve Türk Cemiyetleri” başlıklı yazıda yer alan haberde; Turan Neşr-i Maarif Cemiyeti, Türk Ta’mîm-i Maarif Cemiyyet-i Hayriyyesi ve Macar Turan Cemiyeti ismiyle üç cemiyetin kurulduğundan bahsedilmektedir. Cemiyetlerin nizamnamelerini ele alan haberde, Macar Turan Cemiyetinden mühim bir cemiyet olarak bahsedilmekte, Türk Ocaklarının da kuruluşundan itibaren dikkat ettiği siyaset dışı kalma prensibinin Turan Cemiyeti’nce benimsenmesi memnuniyet verici bir gelişme olarak nitelendirilmektedir. Haberde Turan Cemiyeti’nin yönetici heyetinden bahsedilirken, Vambéry ve Miseroş gibi Türkçülerin aşina olduğu simaların bulunmasından duyulan mutluluk dile getirilmiştir[vi]. Haberin ilginç yönlerinden biriside yer aldığı başlıkla ilgilidir. Türk Yurdu Dergisi’nin “Türklük Şuûnu” isminden de anlaşılacağı gibi Türklüğe dair haberlerin yer aldığı bir bölüm niteliğindedir. Daha sonraki sayılarda da genelde aynı başlık altında Turan Cemiyetine dair verilen haberler, devrin Türkçülerinin Macar Turancılarına bakış açısıyla ilgili ipucu vermektedir. Nitekim 30 Mayıs 1912 tarihli sayıda “Cemiyet-i Turaniye ve Asya Tarihinde Turanîler” başlıklı yazıda cemiyetin amacı bir önceki haberden daha kapsamlı olarak ele alınmıştır[vii].

Türkçü aydınların Macar Turancılarına bakış açısını ortaya koymak açısından Türk Yurdu’nun 23 Ocak 1913 tarihli sayısında çıkan bir yazı önem arz etmektedir. “Türklük Şuûnu” bölümünde “Avrupa’da Şark Tedkik Cemiyetleri” başlığıyla çıkan haberde, Turan Cemiyeti’nden alınan bir mektuptan bahisle, Cemiyetin faaliyetlerini daha fazla arttırılacağı haberi olumlu bir gelişme olarak duyurulmaktadır. Ancak haberde asıl dikkati çeken kısım: “emelleri emellerimize yakın”[viii] ifadesidir. Bu cümleden hareketle devrin Türkçülerinin Turan Cemiyetini ve doğal olarak Macar Turancılarını kendi düşüncelerine yakın gördüğü söylenebilir.

Turan Cemiyeti ile ilgili çıkan haberlerin yanında Türk Yurdu sayılarında Turan Cemiyeti’nin yayın organı olan Turan Mecmuasına ait haberlerde yer almıştır. 13 Kasım 1913 tarihli sayıda Turan Mecmuasının yayın hayatına geçişinden bahsedilmekte, derginin Türk Yurdu’na ulaştığından bahisle, Turan Cemiyeti tebrik edilmektedir. Ayrıca Turan mecmuasında yayınlanan makalelerin bir bölümünün, Turanlıların büyük kısmının Türkçe konuşmasından dolayı Türkçe olarak yazılması isteği dile getirilmektedir[ix].

I. Dünya Savaşı öncesinde Macar Turan Cemiyeti tarafından gerçekleştirilen etkinliklerde Türkçü camia tarafından yakından takip edilmiştir. Nitekim fikren kendilerine yakın gördükleri bu cemiyetin Türklere karşı gösterdikleri ilgi ve alakaya önem vermişlerdir.  11 Temmuz 1912 tarihli Türk Yurdu sayısında verilen bir habere göre Turan Cemiyeti tarafından Osmanlı Devleti’nin Budapeşte Başkonsolosu Fahreddin Bey için bir ziyafet tertip edilmiş ve bu ziyafette Cemiyet başkanı tarafından bir konuşma yapılmıştır[x].

Savaş öncesi iki cemiyet arasındaki ilişkileri etkileyen en önemli olaylardan birisi Turan Cemiyeti Başkanı Kont Paul Teleki’nin Türk Ocakları ve Türk Yurdunu ziyaret etmesi olmuştur. Türk Yurdu Mecmuasında haber olarak ele alınan ziyaretle ilgili olarak “…Teleki Palgrof (Kont Paul Teleki) cenapları şehrimizde misafirdir. Türk Yurdu idaresiyle Türk Ocağı’nı ziyaret ettiler. Türk Ocağı’nın bir müsameresinde hazır bulunarak, büyük Turan ırkının Türk gençliğinde, kaynayan ve taşan bir hayat ve faaliyet eseri gördüler ve buna Turanîlik emeline hadim bir ırkdaş sıfatıyla sevindiler. Ocaklıları sıcak ve samimi tebrik ettiler.” denilmektedir[xi]. Yazının devamında Kont Telaki’den “ırkdaşımız” olarak bahsedilmesi Türkçülerin Macarlara ve Macar Turancılarına bakış açısını ortaya koymak açısından önem arz etmektedir.

I. Dünya Savaşının başlaması ile birlikte Macar Turancıları ile Türkçüler arasındaki ilişkiler yeni bir safhaya girmiştir. Nitekim savaşın başlaması iki taraf için de kendilerine hedef olarak belirledikleri Turan idealinin gerçekleşmesi için bir fırsat olarak görülmüştür. Savaş Macar Turancıları için, “Turan halklarının egemen olacağı yeni bir dünyanın doğuşunun habercisidir. I. Dünya Savaşı’nın kanlı kaosundan Turan kültürü fışkıracak; savaş sonrası dönemde Turanlılığın önderliğini üstleneceği yeni dünyanın tamamen farklı bir düzeni ve amaçları olacaktır[xii].” Türk tarafı içinde durum pek farklı görünmemektedir. Özellikle Almanya ile kurulan ittifak ve Almanya’nın savaşı kazanacağına olan inanç Turan’ı gerçekleştirme konusunda Türkçüleri heveslendirmiştir. Rusların Almanlara yenileceği ve Türk Ordularının Kafkaslar üzerinden Turan’a ulaşacağı düşüncesi Türkçü çevrelerde etkili olmuştur[xiii]. Macar Turancılarında ve Türkçülerde I. Dünya Savaşı’nın Turan idealini gerçekleştirilmesine vesile olacağına dair inanç Macar Turancıları ile Türkçüler arasındaki ilişkilerinin de seyrini belirleyecektir. Osmanlı Devleti ile Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun I. Dünya Savaşı’nda müttefiklikleri cephelerde Türk ve Macar askerlerinin birlikte mücadele etmesi sonucunu da doğurmuştur[xiv]. Türk ve Macar askerler omuz omuza mücadele verirken diğer taraftan Türk ve Macar aydınlarda kendi sahalarında ortak mücadeleye katılmışlardır.

Peki, bu mektup meselesi de nereden çıktı sorusunu duyar gibiyim.

Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşına katılmasından kısa süre sonra Macar Turan Cemiyeti Başkanı Kont Béla Széchenyi tarafından Budapeşte Başkonsolosu Ahmet Hikmet Bey[xv] aracılığıyla Türk Ocağı, Türk Yurdu ve Türk Bilgi Cemiyetine[xvi] bir mektup gönderilir. Mektup devrin başkonsolosu aracılığıyla gönderildiğinden Osmanlı Arşivinde -Hariciye/Siyasi- belgeleri içerisinde yer almış ve bu sayededir ki günümüze kadar ulaşabilmiştir.

Kont Béla Széchenyi’nin bizzat kaleme aldığı Macarca mektubun[xvii] Türkçe meali şöyledir:

Ekselansları Ahmet Hikmet Bey

Türk Sultanı Başkonsolosu’na

Budapeşte

Pek Muhterem Beyefendi, Türk Ocağı, Türk Yurdu ve Türk Bilgi Derneği isimli üç Türk kültür cemiyetinin şeref dolu büyük savaşımız ortasındaki / içindeki Turan Cemiyeti’ne ve bağlı olarak kardeş Macar milletine coşkulu selamlamalarını yollama lütfunda bulundukları için Turan Cemiyeti adına en samimi teşekkürlerimi lütfen kabul ediniz

Ekselanslarından bahsi geçen derneklere en yürekten şükranlarımızı sunmamız hususunda aracılık etmelerini lütfen istirham ederim.

Beraber çarpıştığımız büyük savaşın başarıyla bitmesi ve tüm Turanlığa, büyük geçmişimiz yanında daha parlak gelecek bekleyen her alanda ortak büyük başarılar temennimizin ifadesiyle üç kardeş cemiyeti yürekten selamlarız.

Turan Cemiyeti bugünkü ciddi zamanlarda, barışın daha dingin günlerinde olduğu gibi tüm Türklük ve tüm Turanlık yararına kardeş Türk cemiyetleriyle omuz omuza beraber yorulmaya her daim memnuniyetle hazırdır.

Ekselansları yeniden samimî şükranlarımızın ifadesini kabul ediniz!

Turan Cemiyeti Adına

Kont Béla Széchenyi

Başkan  

Öncelikle belirtmek gerekir ki, bu mektup daha önce Türk Ocağı, Türk Yurdu ve Türk Bilgi cemiyetlerinin göndermiş olduğu mektubun cevabıdır. Mektubun Ahmet Hikmet Bey aracılığıyla gönderilmesi ise bahse konu olan üç cemiyet tarafından daha önce gönderilen mektubun da, Ahmet Hikmet Bey aracılığıyla Macar Turan Cemiyetine ulaştırıldığı izlenimini vermektedir. Ve hatta cemiyetler arasındaki mektuplaşmanın bir Osmanlı hariciyecisi aracılığıyla gerçekleşmesi işi diplomatik bir boyuta da taşımıştır.  Ancak asıl ilginç olan mektubun içeriğidir. Göze çarpan ilk unsur “büyük geçmiş” ve “parlak gelecek” ifadelerinde gizli olan, “Turaniler” için mâzî ve âtî birliği vurgusudur. Şayet Türkler ve Macarlar kardeşse, kardeş cemiyetlerden beklenen de bu olmalıdır aslında.  Mektupta ortak ideale ulaşmanın yolu da bellidir; Turan Cemiyeti’nin “Türklük ve tüm Turanlık yararına kardeş Türk cemiyetleriyle omuz omuza beraber yorulması” gerekmektedir.

Macar Turan Cemiyeti’nin mektupları yalnızca Türkçü cemiyetlere gönderilenlerle sınırlı kalmaz. Hatta dönemin Osmanlı Padişahı V. Mehmet Reşat’a da bir mektup dahi gönderilir. Ancak o mektupta belki başka bir çalışmanın konusu olabilir.

I. Dünya Savaşı yıllarında Macar-Türk yakınlaşması şüphesiz mektuplardan ibaret değildir. Kurulan yakın münasebetler beraberinde karşılıklı gidiş gelişleri de doğurur.  Yüzlerce Türk genci Macaristan’da eğitim görmeye giderken, Macaristan’dan Türkiye’ye gezi ve araştırma ekipleri gönderilir[xviii]. Ancak I. Dünya Savaşı Turancıların beklediği gibi sonuçlanmaz. Macaristan Avusturya ile birlikte cezalandırılırken, Osmanlı Devleti Mondros gibi ağır şartlar taşıyan bir mütarekeyi imzalar.

Her şeye rağmen Macar Turancıları ile Türkçüler arasındaki münasebetler daha sonra da devam eder.  Atatürk döneminde ziraat, sanat, tarih, mimari gibi alanlarda Macarlarla ilişkiler kurulur. Hatta büyük Türkçü Hüseyin Nihal Atsız “Macar Kahramanları”na ithafen şiir yazar, makale kaleme alır. Daha önce de söylediğim gibi Macar Turancıları her dönem Türkçülerin gündeminde yer alır.

Dünün nazlı Budin’i bugünün Budapeşte’sine gittiğinizde sukut-ı hayale uğrarsınız. Askeri Tarih Müzesi önünde bir heykel karşılar sizi. Yüzükoyun sancağı üzerine uzanmış yeniçerinin, sırtına basan, hilali ezen, bir Macar papazını görürüsünüz, üzülürsünüz!. Sonra birkaç yüz metre ilerlersiniz, Macar Milli Arşivi’nin hemen arkasında, tek başına sarıklı bir mezar taşına rastlarsınız. Kitabesinde, “145 yıllık Türk egemenliğinin son Buda valisi Abdurrahman Abdi Paşa bu yerin yakınında 1686 Eylül ayının 2. Günü öğleden sonra yaşamının 70. Yılında maktul düştü. Kahraman düşmandı, rahat uyusun!” yazmaktadır. Okursunuz, kahramanlık övgüsüne mutlu olur, “düşmandı” ifadesine bir kez daha üzülürsünüz.

Macaristan’dan mektup gelir sevinirsiniz! Budin’e gider üzülürsünüz.


[i] Bu yazı Kısık Sesler mecmuasında daha önce yayınlanmıştır.  Bkz. Yunus Emre Tekinsoy, “Macar Turancılarından Mektup Var”, Kısık Sesler, Ekim Kasım 2016, s. 8-12.

[ii] O dönemde şube başkanı olarak vazifeli olduğum dernek kanalıyla Tokatta da Andras Zsolt Biro’yu misafir edip edemeyeceğimiz bize sorulmuştu. Maalesef üniversiteden salon tahsis edene kadar programı dolmuştu.

[iii] Bu yıl 12-17 Ağustos tarihleri arasında da düzenlenecek olup, yaklaşık masrafı 600 € civarındadır. İlgililere duyurulur.

[iv] Turan Cemiyeti 1910 yılının son günlerinde kurulmuştur. Kuruluşunda Alojos Paikert’in yoğun çabaları olmuştur. 30 Aralık 1910 tarihinde Béla Erödi’nin başkanlığında kurucu Genel Kurul gerçekleştirilir. Cemiyetin onursal başkanlığına Kont Béla Szechenyi ve Ármin Vámbéry getirilir. Başkanlık görevi ise Kont Mihályt  Pál Teleki’nin olur. Tamamı benzer biçimde düşünen, Turan ve Turancılık kavramlarını yakın tarzlarda yorumlayan kişilerin bir araya geldiği bir örgütlenme olmaktan çok, Doğu ülkeleri ve halklarıyla ilgilenme düzeyleri bilimsel alanda sınırlı olanlarla, Turan’a politik yaklaşanların platformudur. Cemiyet bu niteliğinden dolayı zaman zaman ayrılmalar ve bölünmelerle güç yitirmiş olmasına rağmen 1944 yılına kadar varlığını sürdürmeyi başaracaktır. Turan Cemiyeti’nin kurulmasıyla ilgili bkz. Nizam Önen, İki Turan – Macaristan ve Türkiye’de Turancılık, İletişim Yayınları, İstanbul 2005, s. 58-59.

[v] Türk Ocağı Cemiyeti fiilen 20 Haziran 1911’de kurulmuş, resmi kuruluşu ise 25 Mart 1912’de gerçekleşmiştir. Bkz. Yusuf Sarınay, Türk Milliyetçiliğinin Tarihi Gelişimi ve Türk Ocakları (1912-1931), Ötüken Neşriyat, İstanbul 1994, s. 127.

[vi] “…Bunlardan birincisi Budapeşte’de Macar ulemâ ve muteberini tarafından tesis edilmiş olan Turan Cemiyeti “La Société Touranienne”dir. Bu mühim cemiyetin riyâset-i fahriyyesinde Kont Belazeçini ile Doktor Arminyus Vambéry (meşhur müsteşrik Reşid Efendi) ve riyâset-i fiilliyesinde Kont Paul Telakki bulunuyor. Komite âzası arasında şimal Türklerine sevimli sîması pek malûm müsteşrik Doktor Miseroş Efendi’yi de görmekle memnunuz. Turan Cemiyeti’nin Fransızca nizâmnâmesinde maksadı şöyle ifade olunuyor: “Cemiyetin maksadı Macar milletine karabeti olan Avrupa ve Asya akvamının ulûm, sanayi, iktisad-ı siyasî ve içtimaîsini tetebbu etmek ve ilerletmek. Cemiyetin arzusu gayrın nefine çalışmaktır: Siyasî, dinî meseleler ve menâfi-i şahsiyyeye müteallik hususlar meydân-ı faaliyyetten tamamen hariçtir. Cemiyyetin faaliyyeti ilmî ve umumîdir; cemiyet umûr-ı ticâriyye ile meşgul olmaz.” Bkz. “Türklük Şuûnu – Turan ve Türk Cemiyetleri”, Türk Yurdu, y., 1, sy., 6, 8 Şubat 1912 (26  Kânûn-ı Sânî 1327  ), s. 103-104.

[vii] Peşte’den aldığımız bir mektupta deniliyor ki: “Bundan iki sene akdem Peşte’de Cemiyet-i Turaniye namıyla bir cemiyet teessüs etmiştir Bu cemiyetin maksadı Avrupa ve Asya kıt’alarında bulunan akvam-ı Turaniyenin fünûn ve sınayîde ve ulûm-i iktisadiye ve ictimaiyede terakkilerine muavenet etmek ve Macar kavmi ile akvam-ı Turaniye arasındaki münasebât-ı ırkiye ve lisaniyeyi takviye eylemektir. Bu cemiyet Macaristan zâdegânından, muharririnden ve ulûm-i şarkîyeye vâkıf zevattan mürekkebdir. Macaristan Hükümeti cemiyete senevi dört bin kron tahsis etmiştir ki, cemiyetin hizmeti nisbetinde tahsisat tezayüd edecektir. Cemiyetin birinci şartı mesail-i diniye ve siyasiye ile iştigal etmemektir, Bütün mesaisi münasebât-ı ırkıyeye, ulûm ve fünuna ve umur-i ticariyeye masruf olacaktır. İlmî cemiyetlerin ve akvam-ı Turaniye ahvaline vâkıf zevatın muavenetlerine müracaat ederek akvam-ı mezkûrenin tarih ve edebiyatı ve sanayide terakkiyâtı ve ikâmet eylemekte oldukları memalikin coğrafya ve ilm-i ensab ve tarih-i tabiîsi hakkında tetkikât-ı arnikada bulunmak ve Macar kavmiyle karabeti olan akvam-ı şarkıyenin terakkiyât-ı medeniyesine çalışmak ve Avrupa-yı garbinin terakkiyât-ı ilmiye ve iktisadiyesinden onları agâh etmek cemiyetin vezaif-i esâsiyesindendir. Bkz. “Cemiyet-i Turaniye ve Asya Tarihinde Turanîler”, Türk Yurdu, y., 1, sy., 17, 30 Mayıs 1912 (17  Mayıs1328), s. 230.

[viii] “Peşte’de kurulmuş Turan Cemiyeti’nden evvelce bahsetmiştik. (yıl 1, Sayı 6). Bu kere cemiyetin muhterem müdürü Alayoş Dupayekeret cenaplarından aldığımız bir mektupta emelleri emellerimize yakın olan bu cemiyetin faaliyeti daha ziyade artacağı tebşir olunuyor ki, bizce tabiî memnuniyeti baistir.” “Türklük Şuûnu – Avrupa’da Şark Tedkik Cemiyetleri”, Türk Yurdu, y., 2, sy., 31, 23 Ocak 1913  (10 Kânûn-ı Sânî 1322), s. 128-129.

[ix] “Türk Yurdu’nun 1. yılının 6, sayısında Budapeşte, Macar ulemâ ve muteberânı tarafından “Turan Cemiyeti” unvanlı bir cemiyet tesis edilmiş olduğunu yazmıştık. Bu mühim cemiyetin maksatlarından birisi de, Turanlıların mazi ve hâldeki hayatlarından bahis bir mecmua neşretmek idi. Bu günlerde “Türk Yurdu” na gönderilen “Turan Mecmuası” o maksadın muvaffakıyetiyle husule gelmiş olduğunu anlatıp bizi çok sevindirdi. “Turan Mecmua”sının muâvinîn-i tahrîriyesi, Macar kardeşlerimizin en ileri gelen danişmendlerinden mürekkeptir. 64. sahifelik bu mühim mecmuanın pek küçük bir kısmı Türkçedir. Vambery’nin vefatını müteakip çıkan 2. sayısının münderecâtı şunlardır: Vambery Armini (Alayuş), Vambery’nin vefatı, (Zempeleni), Asya’da Müslümanların İntibahı, (Vambery), Çin İntibahı, (DegÖser) Memâlik-i Şarkiyenin İktisadi Zabtı, (Penikey) Hindistan Akvâm-ı Tûrâniyesinin Asâr-ı Evveliyesi, (Toth), Asya ve Yeni Usûl-i Mimari, (Lendivay), Makedonya Bulgarları, (Sağ). Şair Zempeleni Arpad’ın müteveffa Vambery hakkındaki şiiri…” Bkz. “Türklük Şuûnu – Turan Mecmuası”, Türk Yurdu, y., 3, sy., 52, 13 Kasım 1913 (31  Teşrîn-i Evvel  1329), s. 78.

[x] “Türklük Şuûnu – Macaristan Cemiyet-i Turaniyesi”, Türk Yurdu, y., 1, sy., 17, 11 Temmuz 1912 (28 Haziran 1328  ), s. 78.

[xi] “…Kont Teleki, Macaristan’ın pek çok şair, muharrir ve âlim yetiştirmiş kadîm hanedan-ı asaletinin güzide evladıdır. Macaristan Coğrafya Cemiyeti’nin Kâtib-i Umûmîsi olan Kont Teleki, Macarların coğrafiyyûn ve muktesidlerinden bir muharrir-i maruftur, Türk Yurdu, ırkdaşımız Kont cenaplarına ve refika-i muhteremesine râsime-i hoş-âmedîyi ifâ ederek, İstanbul’umuzdan memnunen avdet etmelerini temenni eyler.” Bkz. “Türklük Şuûnu – Turan Cemiyeti Reisi Kont Teleki”, Türk Yurdu, y. 3, sy. 66, 28 Mayıs 1914 (15 Mayıs 1330 ), s. 311. – Sarınay, age., s.180.

[xii] Nizam Önen, İki Turan – Macaristan ve Türkiye’de Turancılık, İletişim Yayınları, İstanbul 2005, s. 65-66.

[xiii] Önen, a.g.e., s. 129.

[xiv] Türk ve Macar askerlerin I. Dünya Savaşında gerçekleştirdiği mücadele ile ilgili olarak bkz.  İsmail Tosun Saral – Emre Saral, Çanakkale ve Sina-Filistin Cephelerinde Avusturya – Macaristan Ordusu ve Topçu Bataryaları, Türk-Macar Dostluk Derneği Yayınları, Ankara 2012; Pınar Yiğit Türker, Türk – Macar İlişkileri (1867-1918), Muğla Sıtkı Kocaman Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, Yay. Yüksek Lisans Tezi, Muğla 2013, s. 47-51.

[xv] Türk Macar ilişkilerinin seyrini etkileyen önemli kişilerden biride 1912-1918 yılları arasında Budapeşte Başşehbenderliği (Başkonsolos) vazifesinde bulunan Ahmet Hikmet (Müftüoğlu) Bey’dir. Ahmet Hikmet Bey Türk – Macar dostluğunun kuvvetlenmesini sağlamanın yanında ilişkilerin düzenlenmesinde de aktif rol üstlenmiştir. Ahmet Hikmet Bey’le ilgili geniş bilgi için bkz. Fethi Tevetoğlu, Müftüoğlu Ahmet Hikmet, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara 1986.

[xvi] Türk Ocağının ileri gelen aydınları tarafından 14 Mart 1330 (1914)’de kurulan Türk Bilgi Cemiyeti daha önce kurulmuş olan “Türk Derneği’nin” Ziya Gökalp ve Cemal Sahir’in gayretleri neticesinde genişletilip güçlendirilmesiyle ortaya çıkmıştır. İlmi başkanlığını Emrullah Efendi, İdare Heyeti Başkanlığını ise Cemal Sahir üstlenmiştir. Hamdullah Suphi, Yusuf Akçura, Ömer Seyfettin, Hüseyinzade Ali, Mehmet Emin gibi Türk Ocaklarının ileri gelenlerinden oluşan bir kadroya sahip olan cemiyet, bir ilim akademisi mahiyetinde kurulmuştur. Bkz. Sarınay, a.g.e., s. 160.

[xvii] BOA, HR. SYS., Dosya: 2404, Gömlek: 39.

[xviii] Melek Çolak, “Atatürk Döneminde Kültürel, Siyasi Ve Ekonomik Bakımdan Türk-Macar İlişkileri, s. 62-63.

(BOA, HR. SYS., Dosya: 2404, Gömlek: 39.)