15 Temmuz İhaneti…..

15 Temmuz ihaneti geçmişi tarihin derinliklerine inen bir ihanetin en son halidir. Türk’ün saf ve halisane düşüncesini, hoşgörüsünü, temiz imanını ve inancını su istimal ederek onu ve devletini yıkmaya ve ortadan kaldırmaya çalışan ihanetler zincirinin 21. Yüzyıl versiyonudur. İslam öncesinde Hunlarda, Göktürklerde, Uygurlarda benzer ihanetleri yaşamıştık. Atam Bilge Kağan ve Kültügin, Vezir Tonyukuk bir daha ihaneti yaşamayalım diye nasihatlarını taşa işlemişlerdi. Okuyup, anlayıp, gaflete düşmeyelim diye….

İslam’ı kabulden sonra bilinen benzer en büyük ihaneti Selçuklu zamanında Hasan Sabbah ve haşhaşilerinden görmüştük. Hasan Sabbah ve ona inananlar kendilerini gizleyerek devletin her kademesine girmişler, makam sahibi olmuşlar, fırsatını bulduklarında kendi çıkarları için gözlerini kırpmadan devletin başını öldürmeye kalkışmaktan hiç çekinmemişlerdi. Hasan Sabbah ve haşhaşileri Türk devletini yıkamamışlardı, lakin koca Selçuklu sendelemişti. Türk’ün ilerleyişi durmamıştı lakin yavaşlamıştı.

Hasan Sabbah ölse de onun haşhaşileri yıllarca aynı geleneği devam ettirmişlerdir. Kendilerini gizlemişler, hatta kimlik ve görünüşlerini değiştirerek devletin yanındaymış gibi davranmışlar ama fırsatını bulduklarında yeniden ihanet etmekten vaz geçmemişlerdir. Hatta öyle ki Kudüs’ü işgale gelen Tapınak şövalyeleri ile işbirliği yapacak kadar aşağılık bir duruma düştükleri de bazı kaynaklarda yazar.

Türk milletinin güçlü iman ve iradesi ile her ihanet bastırılmış, hainler tepelenmiş ve hak ettikleri cezaya çarptırılmışlardır. Hainler ve onların yandaşları, onlardan nemalananlar veya onları besleyenler mağdur rolü yaparak kendilerini aklamaya çalışmışlardır. Ya biz onlardan değildik diye feryat figan etmişler ya da hemen geniş kabul gören bir kimliğe bürünüvermişlerdir.

Her ihanet sonrasında Türk Milleti ve Devleti için yeniden toparlanmak zaman almış olsa da Türk milleti ve devleti, geleneğini, töresini, devlette adalet ve liyakat ilkesini kaybetmediği için yeniden toparlanabilmiş hatta eskisinden daha güçlü ayağa kalkmış ve Kızılelmeya yürüyüşünü devam ettirmiştir. Geçmişte yaşanan her bir ihanet devlet ve millet aklına yeni bir tecrübe olarak yazılmıştır. Fakat bu tecrübe unutulmuş ya da göz ardı edilmiş ki dört yıl önce 15 Temmuz’da tarihin derinliklerinden gelen ihanet yeniden hortlamış, Türk devletini diz çöktürmeye, bölüp parçalamaya belki de yok etmeye kalkışmıştır. Ama hainlerin unuttukları bir şey vardı ki Türk milletinin tarihin derinliklerinden getirdiği iman ve inancı dimdik ayakta idi. Hamdolsun millet ve devlet hep birlikte ihanete dur dedi.

Aslında 15 Temmuz 2016 hainlerin bitinin kanlanıp hortladığı gündü. İhanet epeydir devletin içinde yuvalanmaya, devletin ve milletin kanını emmeye başlamıştı. Milletin hassasiyetlerini zaaf haline döndürerek toplum nezdinde alan kazanmaya ve devletin içinde aynen Hasan Sabbah’ın yaptığı gibi makamlar işgal etmeye çoktan başlamıştı. İhaneti gören ve idrak edenlerin uyarılarına kulak asılmamış, “alnı secdeye değenlerden ne zarar gelir” diyerek ikazlar suçlamaya dönüştürülerek göz ardı edilmiş hatta tepkiler verilmiştir. Hatta Gazi meclisin kürsüsünde yapılan ikazlara yine meclisin kürsüsünden savunma yapanlar FETÖ elebaşına “Hoca efendi” diye hitap etmişlerdi.  Ve 15 Temmuz 2016 Anadolu’daki tabirle “her sakallının hacı olmadığı” gibi “her anlı secdeye değeninde zararsız olmadığının” açığa çıktığı ihanet günü olmuştur.

……..

İhanetin üzerinden tam dört yıl geçti.

Devlet dört yıldır FETÖ terör örgütü ile mücadele etmektedir. Fakat bu mücadelenin her alanda aynı titizlik ve şiddetle yapılmadığı kamuoyunda dillendirilmektedir. Mücadelede bazı alanlarda zafiyetin yaşandığı iktidar partisi milletvekilleri veya taraftarlarının bazıları tarafından da değişik ortamlarda dillendirildiklerini duymaktayız.

Hem devleti yönetenlerin hem de milletin her ferdinin FETÖ ile mücadele sürecinde çok dikkatli olması gerekmektedir. Çünkü geçmişte Selçuklular zamanında Haşhaşiler ile mücadele ne kadar çok uzun zaman aldı ise bu günde FETÖ ile mücadele çok uzun zaman alacaktır. Yakın zamanda FETÖ nün tamamen bitirilebileceği gibi bir yanılgıya düşmemeliyiz. Çünkü örgütün en önemli özelliği gizlenme konusunda bütün yöntem ve yolları çok iyi biliyor ve kullanabiliyor olmasıdır. Bunu 15 Temmuz kalkışması öncesinde çok açık bir şekilde gördük. Devletin en mahrem yerlerine, en stratejik noktalarına temas etmişler hatta Cumhurbaşkanının en yakınına kadar gelip fark edilmeden uzun süre orada kalabilmişler ve belki de devlete ait çok gizli bilgilere de sahip olmuşlardır. Aynı zamanda hedefe giden her yolu mübah saymaları FETÖ gibi örgütlerin en önemli özelliği olduğu unutulmamalıdır.

Elbette devletin istihbarat servisi ve orada çalışanların bu konuda sahip olduğu bilgileri biz bilmiyoruz. Mücadeleyi yapan onlar. Allah onlara zihin ve şuur açıklığı, güçlü irade versin. Adaletten ayrılmadan hak edene hak ettiği gibi davranılması devletimizden en önemli isteğimiz ve beklentimizdir. Fakat biz birey olarak ne yapmalıyız. Ben burada kendi tecrübelerimden ve güvendiğim kişilerden dinlediğim tecrübelerden yola çıkarak kimlere karşı dikkatli olduğumu yazarak bitirmek istiyorum.

Bir kişi;

Hiçbir sebep yokken kendinin FETÖ’cü olmadığını ispatlamaya çalışıyorsa,

Kendinden üst makamlarda olanlara karşı ezik davranıyorsa, onlara çok iltifat ediyorsa,

Genelde insanlara hak etsin etmesin ayırmadan iltifatta sınır tanımıyorsa,

Eskiden AKP’yi şiddetle savunurken şimdi çok kötü ilan ediyorsa,

MHP’ye hayatında hiç oy vermediği, yanından yöresinden hiç geçmediği halde MHP’yi ve Lideri Devlet Bahçeli’yi AKP’ye verdiği destekten dolayı sürekli eleştiriyorsa,

İnsanların yüzüne gülüp arkalarından komplolar kurarak olduk olmadık suçlamalar yapabiliyorsa,

İdeolojik ve ya günlük yaşantısını yada içinde bulunduğu dini ya da sosyal grubu değiştirmiş, değiştirdiğini iddia eden ve en önemlisi son zamanlarda iktidara yakın dini gruplara katılmış ve bunu herkese duyurmaya çalışıyorsa,

Bir cemiyette FETÖ konuşulmaya başlandığında hemen oradan sıvışıyorsa,

En önemlisi geçmişini bilmediğim birisi benim yanımda hiçbir sebep yokken “bende eskiden ülkücüydüm, milliyetçiydim, ülkü ocaklarına giderdim” diyorsa ya da olmadığı halde “ülkücü milliyetçi söylem ve jargonları kullanmaya çalışıyorsa” o kişinin FETÖ’cü olma ihtimaline karşı dikkatli ve mesafeli olmaya çalışıyorum. Kimin FETÖ’cü olduğunu daha çok bilgiye sahip olan devlet bilir, bilmelidir, bilemezse, gaflete düşerse, ihmal ederse bilinmelidir ki “sü uyur düşman uyumaz”.  Amma ve lakin batını ve zahiri bilen ve herkesi hesaba çekecek olan tek kudret Yüce Allah’tır. İnananlar için hesap günü önemlidir.

Allah’ım devletimizi ve milletimizi payidar kıl. Birliğimizi ve dirliğimizi bozma. Türk’e karşı ihanet edenlere fırsat verme.