TURAN İYİLİKTEN YANADIR VI.
TURAN’IN DİNİ

Turan Türk kültürünün uzandığı bütün yerleri birlik ve dirlik içinde hayal eden bir ülkünün adıdır. Elbette bir ülkünün, bir hayalin dini olmaz. Ancak bu ülküyü taşıyan insanların inancı vardır. Turan dar anlamıyla Türk soyundan olanları içine alır. Geniş anlamıyla Türk’ün tarih boyunca hükmettiği günümüzde farklı farklı ülkelerde, bölgelerde yaşayan, Türk soyundan olmayan insanları da içine alır. Bu bölgelerde Türk’e düşmanlık beslemeyen, düşmanlık besleyip bu düşmanlıklarından vazgeçenleri de Turan birliği içinde sayabiliriz.

Bugün yeryüzünde Türk soyundan gelen farklı ülkelerde yaşayan, gerçekçi ve yaklaşık bir tahminle, 200 milyon insan yaşamaktadır. Bu Türk soylu toplulukların yaklaşık % 98.5’i Müslümandır. Dolayısıyla biz Müslüman olmayanlardan bahsedelim. Çuvaşlar (bir milyon altı yüz bin) ve Gagauzlar (170 bin) Hıristiyan; Sibirya’daki Saha (500 bin), Altay (70 Bin), Hakas (70 bin) ve bazı küçük topluluklar Şaman-Hıristiyan; yine Güney Sibirya’daki Tuvalar (250 bin), Çin’deki çok az sayıdaki Salarlar Budist-Şamanist inancına sahiptir. Az sayıda Karaim (Karay) Türkleri Musevidir. Yani Müslüman olmayan Türk soyluların toplamı 3 milyondan azdır. Bu da % 1.5’tan daha az bir rakama tekabül eder. Müslüman olanların da Doğu Türkistan’dan Balkanlara, Arnavutluk ve Bosna’ya uzanan çok çeşitliliği ve rengi vardır. Bu yüzdendir ki Turan kardeşliğinde İslam’ın istediği farklılığı hoş görme düsturları kesinlikle daraltılmamalıdır. Müslüman olmayanları da hoş görmek zorunda olan Turan dünyasında Müslümanlar birbirlerine nasıl düşmanlıkla bakabilirler?
Türklerin kitleler halinde Müslüman oluşları Türkistan coğrafyasındaki en doğu bölgeden Karahanlılar Hükümdarı Satuk Buğra Hanın, mezarı bugün Doğu Türkistan’daki Kâşgar yakınlarında Artuş’dadır, Müslüman oluşuyla onuncu asrın ortasında başlamış, Balkanlarda Müslüman Türklerin tesiriyle Boşnak ve Arnavutların Müslüman olmasıyla son bulmuştur. Boşnak ve Arnavutların Müslüman oluşları Türklerin tarihlerindeki en büyük kültür etkisidir. Türklerin kılıç zoruyla Müslüman ettiği herhangi bir topluluk yoktur. Bundan sonra da olmayacaktır. Gönüle girme yoluyla benimsetmeyi amaçlayan Müslümanlık barış ve huzur içinde kabul edilen yerlerde daha doğru bir şekilde yaşanmaktadır. Peygamberimizin torunlarının zamanından, Hz. Ali ile Muaviye’nin çatışmasından günümüze zor kullanılarak kendi inancını karşıdakine kabul ettirme anlayışında düşmanlık, kan ve gözyaşından başka bir şey elde edilmemiştir.
Anadolu’nun Müslüman oluşunda en büyük etkinin Ahmet Yesevi’nin müritleri Horasan Erlerinden olduğu söylenir. Yunus Emre’nin de yetiştiği tekkelerdeki İslam felsefesi Allah rızası için dünyadan geçmeyi, onun rızası için insana, canlıya hizmet etmeyi amaçlayarak Anadolu’da yayılmıştır. Bu yayılma 20. yüzyılın ortalarına kadar da sürmüştür. Mesela benim köyüm Helete’de Müslüman Türkmenler Orta Asya’dan getirdikleri şamanik inançları İslamlığa karıştırarak yaşarlarken 1940-50’li yıllarda köye gelen birkaç imamın şahsi gayretleri sonucu abdest almayı, namaz dualarını ve namaz kılmayı öğrenmişlerdir. Anadolu göçer insanlarının bu Müslümanlık gelişmi yüzyıllara dayanırken Merkezî Asya’da, büyük Türkistan’da gelenekle Müslümanlığın meczedilmiş halinin yaşanması gümüzde de devam etmektedir. Gündelik ibadet için gerekli duaları dahi bilmeyen bir Türkistanlı “Amin” demeden sofradan kalkmaz. Beş vakit namazını kılanların çok az olduğu bölgelerde vacip olan bayram namazlarının kılınışı “ıydgah”larda yüz bin kişilik cemaatlerle yapılır. Maturidi, Selefi, Hanifi, Şafi, Hanbeli gibi mezhep ve öğretilerin halk arasında adları dahi bilinmez. Bozkırdaki Türk için Tanrı avuçlarını yukarı açıp ona sesini duyuracağı kadar yakındaki aydınlık göktedir. Samimi yüreğinden çıkan kendi diliyle söylediği sözleri O mutlaka işitir.

Turan coğrafyasının komşuları olan Ukrayna, Bulgaristan, Kafkaslardaki bazı toplulukların Hristiyanlık inançlarına ne diyeceğiz? Turan’ın amacı dünyayı Müslüman etmek, insanları İslam’a çağırmak değildir. Turan, bütün inançların hoşgörü içinde yaşandığı demokratik bir yapıdır. Bütün Müslümanlar, İslam’ı hakkıyla yaşarlarsa bu çağrı en kuvvetli biçimiyle yapılmış olur. Sen Müslümansın İslam gibi yaşamıyorsun sana ne elin Hırıstiyanlığından, Şamanlığından. Müslümanlar kendileri olurlarsa en büyük tebliğci olarak yeryüzünde yaşayacaklarından başka bir şey yapmalarına gerek kalmayacaktır. Elbette bizim gibi inanmayanı, bizim gibi düşünmeyeni öldürme, yok etme, savaşma yetkisini hiç kimse bize vermiyor. Kendi inancımızın kaim olmasını istiyorsak bizim vazifemiz onu en doğru şekliyle yaşamaktır. Turan’ın, Türklerin ve bütün İslam âleminin en büyük hatası kendi kusurlarını, kendi yanlışlarını düzeltip doğru yaşamak yerine kusuru hep düşmanlarda aramasıdır. En büyük düşman içimizdedir, nefsimizdir. Her Müslümanın nefsini yendiği İslam (barış içinde bulunmak) üzre olduğu bir dünyanın hangi kuvvet karşısında durabilir?

Bu hayal ettiğim dünya mümkün mü? Mümkündür. Mümkün olmasa da bizim vazifemiz karıncayı örnek almaktır. Kısacık ömrümüzde doğruluk üzre olacağız, Turan için çalışacağız. Herkes bilmelidir ki Turan’ın amacı dünyayı iyileştirmek, güzelleştirmektir. TURAN İYİLİKTEN YANADIR.
Tanrı Türk’e Yar Olsun, Turan Eller Var Olsun!