TURAN İYİLİKTEN YANADIR V.
TURAN TARİHİ
 
Türklerin tarihi en az on bin yıllıktır. Akrabalık bağlarının olduğuna dair kuvvetli deliller bulunan Amerikan yerlileri ile bu akrabalıkları kesinleşirse on bin yıldan daha öncesine gitmemiz gerekir. Sümerce ile Türkçe arasında ilişki bulunduğu kesindir. Sümerler MÖ 4 binli yıllarda Mezopotamya’da uygarlık kurdular. Yazıyı icat ettiler. Bu demek oluyor ki 6 bin yıl önce Türkler kesin olarak, bugünkü Türkçe dediğimiz dili kullanan topluluk olarak yeryüzünde var idiler. Çeşitli kaynakların iddialarına göre Türklerin o zaman yaşadıkları bölge bugünkü Anadolu’nun Doğusu ile Merkezi Asya’nın Batısında bir yer idi. MÖ 8. yüzyıldan itibaren Asya’dan Avrupa’ya uzanan ve arkalarında pek çok sanat eseri bırakan İskitler çoğu tarihçiye göre bugünkü Türklerin ataları idi. Varlıkları MS 3. asra kadar devam etti. Kazakistan’da bulunan Altın Elbiseli Adam, Tuva’da bulunan Arjan Kurganı’ndaki çok kıymetli altın hazineler İskitlerin, yani uzak atalarımızın sanatta, maden işlemeciliği alanında çok ileri olduğunu gösteriyor. MÖ 1200 yılından Milat yıllarına kadar Asya’da Hun atalarımızın hâkimiyeti vardır. MS 4-5. yüzyıllarda Batı Hun atalarımız Avrupa’ya hâkimdi. 4. yüzyılda Asya’ya hâkim olan Toba (Tabgaç) devletinin hâkim unsurları Türkler idiler. Sonra Göktürkler, sonra Uygurlar, sonra Kırgızlar, Moğollar, Gazneliler, Babürlüler, Çağatay Hanlığı…
Batıda Büyük Selçuklular, Anadolu Selçukluları, Ak Koyunlular, Kara Koyunlular, Karamanoğulları, Onlarca Türk Beyliği, Memlükler ve Osmanlı İmparatorluğu.
 
20. Asra gelinceye kadar neredeyse bütün tarih boyunca yeryüzünün en hâkim güçlerinden biri Türklerin kurduğu devletlerdi.
 
20. Asır biz Türkler için tarihin en kara yüzyılı olmuştur. En çok acı çektiğimiz, en çok esir kaldığımız asırdır. Bu asırda Türklerin bütünüyle esarete düşmesini önleyen Türkiye Cumhuriyetinin varlığıdır.
 
Turan’ın bundan sonraki tarihi ne olacak? Turan’ın tarihi Türk’ün tarihidir. Türk, sadece Türk ırkından olanları değil onun kültürü etkisinde asırlarca yaşamış coğrafyayı da Turan olarak algılar. Bu sınırın bir ucu Çin Seddi’dir diğer ucu Viyana ve Roma’dır. Bilinen Türk tarihinin zirvesi 15-16. yüzyıldır. Bu asırda Türkler Doğu’da ve Batı’da dünyaya hâkim olan yeğâne güçtür. Bu iki sınır arasındaki mesafe günümüzden bakınca hayal gibi gelebilir (Turan bugün zaten bir hayaldir ve gerçekçi bir hayaldir) fakat hayal olmadığı tarihte gerçekleşerek görülmüştür. MÖ 3. asırda, MS. 4-5. asırda, 7-8. asırda, 15-16. asırda olan 21. asırda neden olmasın? Biz orta yaşını geçmiş faniler bile bağımsız ve yarı bağımsız çekirdek Turan coğrafyasının birleştiğini görmeyi umarız. Kardeşlerimizin çoğunun hayal ettiğimiz esaret prangalarından kurtulmalarını şükürler olsun yaşadık. Dostluk bileklerinin birleşerek dünya gücü olma yolunda adımların atıldığını görüyoruz. Hem biz görmesek oğullarımız, kızlarımız, torunlarımız, neberelerimiz (torunun çocuğu) o günleri mutlaka görecek. Bu inançla Turan kardeşliği için çalışmak ne kutsal bir iştir. Ne kadar kutsal bir emek veriştir. Bunun gerçekleşmesi son derece kolay olacak, birbirimizi kardeş göreceğiz, iyi insanlar olacağız ve çok çalışacağız. Turan iyilikten yanadır. İyiliği görünce gelir.
Tanrı Türk’e Yar Olsun Turan Eller Var Olsun.
Ne Mutlu Türküm Diyene