BİR ÇEVİRİNİN HİKÂYESİ; CENGİZ AYTMATOV’UN DUASI

Türk dünyasının 20. yüzyılda yetiştirdiği önemli şahsiyetlerinden biridir Cengiz Aytmatov. Onun eserleri hakkında çokça kitaplar, makaleler yazıldı, tezler hazırlandı. Aytmatov Akademisi başta olmak üzere birçok dil, edebiyat, kültür, sanat uzmanı da merhum yazarımız hakkında pek çok şeyler yazacaklar, bir şeyler yapacaklar ve çok da konuşacaklar. İlk kez 1998’de 70. yaş gününde, ardından Kırgızistan Türkiye Manas Üniversitesindeki görevimiz dolayısıyla vefatına kadar defalarca görüşme bahtiyarlığına eriştim. Bugün (10.06.2020) büyük yazarın vefatının 12. yılındayız. Bu alanda çalışanlar, edebiyatseverler Aytmatov’un pek çok yönünü eserlerinden dolayı bilirler. Her eserde az çok kahramanın kendisi de vardır; iyi bir okuyucu, iyi bir edebiyat eleştirmeni bunu hisseder. Ancak bir yazarı bütün yönleriyle tanımanın yolu bütün eserlerini çok iyi analiz etmekle mümkün değildir. Yazarın iç dünyasındaki duygularının, aşklarının, nefretlerinin, hoşlandığı şeylerin, hazzetmediklerinin ne kadarını eserlerine yansıtabildiğini ancak kendileri ifade ettiklerinde öğrenebiliriz. Eserlerden bir çıkarımda bulunmak önemlidir; bunun için çok iyi edebî eleştiri ve yorumlama becerisine sahip olmak gerekir. Buna bağlı olarak belli yaşantılar sonucunda yapılan tespit ya da gözlemler de gerçekçi bir yargıya varmamızı sağlar. Yazarın sahip olduğu değerleri genellikle eserlerinden anlarız, o eserlerin içinde bireysel değerlerin yanı sıra toplumsal, siyasî, iktisadî, millî, dinî ve evrensel değerlerinin tespiti için de sıkı bir çalışma yapılması gerekir. 

Cengiz Aytmatov’un kendisinden çok eserleri hakkında merak ettiklerimiz olmuştur. Ancak yazarın kendisini de dünya gözüyle görünce merakımızın türü de değişiyor.  Aytmatov’un şahsını en ince ayrıntılarıyla anlatan Üniversitemizin öğretim üyelerinden Prof. Dr. Osmonakun İbraimov’un Rusça olarak yazdığı ve bizim de (M. Gümüş, H.Aşlar, F. Serçe, Z.Altun, D. Gürpınar, B. Elebesova) Türkiye Türkçesine çevirdiğimiz ve çeviri editörlüğünü yaptığımız “Devrinin Büyük Yazarı Cengiz Aytmaytov; Hayatı ve Edebî Kişiliği” adlı eserdir.   Elbette ki Türkçe yayımlanmış eserler arasında Cengiz Aytmatov’u çok güzel anlatan eserlerden biri olduğunu söylerken eserlerini ve onun edebî hayattaki değerini anlatan çok saygı değer bilim adamlarımız da var. Ankara Üniversitesi DTCF Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden değerli hocamız Prof. Dr. Nurullah Çetin’in “Bozkırdan Yükselen Türk Bilgesi: Cengiz Aytmatov” Adlı (sosyal medyada da paylaştığı) yazısı, böyle büyük bir edebî şahsiyetin eserlerinden yola çıkarak yaptığı muhteşem tahlil ve yorum olduğunu belirtmeliyim. Merak edenler hocamızın sayfasından okuyabilirler.

Cengiz Aytmatov’un 10 Haziran 2008’de vefatının ardından onunla ilgili değişik bilimsel ve kültürel etkinlikler doğal olarak birdenbire hızlandı. “Doğumunun 80. Yılında Aytmatov”, “Ölümsüzlükle Buluşma”, “Cengiz Aytmatov Fenomeni” vb. adlarla birkaç ay içinde büyük yazarı genç kuşaklara farklı yönleriyle tanıtmak amacıyla Üniversitelerde sempozyumlar yapıldı. Rahmetli yazar, Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesini hemen her fırsatta ziyaret eden ve Üniversitenin yüklendiği misyonun kimi zaman öncüsü, kimi zaman da takipçisi olduğunu hep gösterdiği için Manas Üniversitesi camiasının da diğer kurumlardan daha fazla ve daha nitelikli etkinlikler yapması da gerekiyordu. Bu tür etkinliklerin başında değerli insan, Konservatuvar Müdürü ve yönetmen Prof. Melis Şarşembayev vardı. Aytmatov’la ilgili kültürel etkinlik amacıyla hazırlık yapan hocamız bizi ziyaret ederek bir ricada bulundu. Kısa sohbetten sonra “Aytmatov’un “Toprak Ana” adlı eserinden bazı bölümleri tiyatro sanatçısı bir hanımefendiyle Türkçe olarak sahneye koyacağım, tek kelime Türkçe bilmeyen tiyatro sanatçısının çalıştırılmasını istiyorum, bir de C. Aytmatov’un duası var; o duayı Rusçadan Türkçeye tercüme ettirdim. Bu dua, yazarın kendi görüntüsüyle birlikte sesli sunulacak ancak alt yazı Türkçe olacak. Ben orijinal konuşmayı deşifre ettirip birine verdim ama yapılan çeviri pek hoşuma gitmedi; çeviri kurallarına uygun yapılmamış gibi geldi bana. Bir de siz bakar mısınız Muhittin Bey?” dedi. Söz konusu metni alıp okumaya başladığımda berbat bir çeviriyle yani Türkçenin yazım ve anlatım üslubuna uygun tek cümlesi bulunmayan, dua üslubuyla alakasız bir metinle karşılaştım. Derhal kaynak metni aldım ve ‘Bunu biz daha güzel çeviririz!’ dedim ve ardından bazı meslektaşlarımızın da katkısıyla birkaç saat çalışmayla yeniden çevirdik. Melis Bey, o süre zarfında sabırla bizi bekledi. Yeni çeviri metnini okuduğumda adeta yüzünde güller açtı. Sanatkâr titizliğinin zirvesindeki bir insana bir şeyi beğendirmek kolay değildi ama çok memnun olduğunu yarı Türkçe yarı Kırgızcayla dile getirirken metni üç kez okuttu. Mütercim olarak “Dua”da geçen gemi sözünün önüne “ak” kelimesini benim eklediğimi fark etti. “Beyaz Gemi” adlı eserine telmih olsun diye eklediğimi anladı, bunun da anlatımı güzelleştirdiğini söyledi. Birkaç gün sonra Bişkek Devlet Filarmoni Salonunda programın açılışında söz konusu “Dua” seyircilere sunuldu. Rusça bilen bilmeyen bütün seyirciler ellerini kaldırmış “Amin!” derlerken biz ise hissiyatımızı kalemle anlatamazdık. Toprak Ana’dan bölümleri okuyan ve oynayan sanatçı hanımefendi ise kırk yıldır Türkiye Türkçesi konuşuyormuşçasına düzgün bir anlatıma sahipti. Salonda ayağa kalkıp bağırarak ‘Sanatkâr işte budur!’ demek gelmişti içimden.

Aytmatov’un Rusça olarak söylediği duanın Türkçeye çevirisi aşağıdadır:

CENGİZ AYTMATOV’UN DUASI

“Merak etmediğim, ıstırap çekmediğim, arayış içinde olmadığım ve heyecan duymadığım gün; hayatımın en zor günü sayılacaktır…” C. Aytmatov

“Tanyeri ağarırken, güneş doğmadan ve dünya uykudayken bile her şeyden haberdar ve her şeyi gören, her yerde hazır ve nazır olan Yüce Allah’ım! Sana canı gönülden yalvarıyorum. Evvela sana muhtaç olmadan senin huzuruna gelmediğim için, şimdi de gelip böyle yakardığım için bağışla beni. Ben bu dünyada yaşadıkça yalnızca sana duacıyım. Büyük Allah’ım, sen adalet sahibi, esirgeyen, bağışlayan ve affedensin; bu sebeple senden af diliyorum. Dualarımda samimiyim. Ben, senden dünya nimetlerinin çoğaltılmasını veya ömrümün uzatılmasını dilemiyorum. İnsan ruhunun kurtuluşu yalnızca senin hükmüne bağlıdır. Bizi görmezden gelme! Dünyanın kötülüklerinden aklanmayı ve arınmayı bana nasip eyle!

Ey Allah’ım! İnsanlığın gözünü kapatan karanlık perdeyi aç. Kendi nefsim için bir arzum, takdir ettiğin her şeyi kabul etmekten başka çarem ve sonsuzluk âlemine elbet bir gün mutlaka gideceğimden şüphem yoktur. Her şeye kâdir ve bütün varlıkların yaratıcısı Yüce Allah’ım! Bizim kaderimizi de sen takdir edersin. Yalnızca sana dua eder, yalnızca sana sığınarak yalvarırım ki, sana olan sevgi ifadelerim dışında bir kul olarak başka bir şey dileyemem. Hakiki niyetim kibirden arınmış olarak hâlis düşüncelerle senin huzuruna çıkmaktır.

Ey Büyük Allah’ım! Öyle bir mucize gerçekleştir ki, senin yarattığın uzayda günden güne, geceden geceye senin belirlediğin yörüngede sonsuzluk yolculuğundaki (ak) gemi yüzmeye devam etsin! Bu gemi, okyanustan okyanusa değişmeden, yıpranmadan ve bütün asaletiyle yoluna devam etsin! Dalgalar, gemiye engel değil, destek olsun; dalgalardan çıkan sesler bitmek bilmeyen nağmeler oluştursun. Okyanustan çıkan buhar bulut olup damlaları sicim gibi yağmura dönüşsün ve o ak geminin üstüne yağsın. Ebediyete giden bu gemide güverteden gıcırtılar, ambardan makine ve martı sesleri arkalardan rüzgârla birlikte duyulsun. Bu gemi, uzak bir okyanus sahilindeki aydınlık şehre (cennete) doğru yol alsın! Ancak o sahile ulaşmak ebediyen mümkün değildir. Bu duygularla dualarımın kabulünü diliyorum.

Amin!”

Kaynak: Kırgız Cumhuriyeti devlet sanatçısı, yönetmen, Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi eski Konservatuvar Müdürü Prof. Melis Şarşembayev’in özel arşivindeki görüntülerden tercüme edilmiştir. Söz konusu görsel, Türkçe alt yazılı olarak 11.02.2009’da Kırgız Devlet Filarmoni Salonunda ‘Ölümsüzlükle Buluşma’ adlı etkinlikte sunulmuştur. Bu yazının ikinci paragrafından sonraki kısmı “Devrinin Büyük Yazarı Cengiz Aytmatov; Hayatı ve Edebî Kişiliği” adlı eserde Avrasya Yazarlar Birliğinin kuruluşu olan Bengü Yayınevi (Ankara, 2018” s.268-269) tarafından yayımlanmıştır. ISBN: 978-605-9148-85-6