Günümüz Türk-İslam Dünyası’nda bir dizi ciddi siyasi-felsefi, medeni-ahlaki ve sosyal-psikolojik problemler vardır. Bu problemleri, Türk-İslam Dünyası’na ait her bir yazar, araştırmacı ya da ilim adamı aşağı yukarı bilmektedir. Özellikle, bu tür problemlerin nereden kaynaklandığı, onun doğurduğu sonuçlarla ilgili belki de onbinlerce makaleler, yüzlerce kitaplar yazılmıştır. Ancak Türk-İslam Dünyası’nın problemlerine hasrolunan yazılarda tartışmasız yönlerden biri sadece meseleyi ortaya koymak olmuş, yani çözüm yolları ya gösterilmemiş ya da özellikle, bilerek veya bilmeyerek, Türk insanına yanlış bilgilerle sunulmuştur. Türk dünyasının bugünü ve geleceği, Türkçülüğün gelişimine bağlıdır. Kanımızca dünyada yeni bir güç olmanın ilk yolu da, Türklüğü ve Türkçülüğü yeni bir ruhla restore etmektir.

Şu anda Türk Dünyasının, Türk halklarının geleceği konusunda dört siyasi seçenek vardır:

1) Türk-İslam İdeolojisi,

2) “Türk-Avrupa” veya “Türk-Batı”,

3) Türk-Rus veya Türk-Slavyanizm fikri (Avrasyacılık),

4) Türk Birliği.

Türk halklarının kendileri için aydınlatılması gereken ilk mesele İslam Dini, İslam Medeniyeti bir deyişle İslam Dünyası ile hangi anlamda, mahiyette bütünlük teşkil edeceğidir. Aslında, bugün Müslüman Türk halkları kendini özellikle İslam Dünyası’nda görse de (her halde Hristiyan, Budizm, Şamanizm ve diğer dini inançlı Türkler de vardır), o zaman bütün sorunlarına ilk sırada bu yönden yanaşmak, aynı zamanda İslam Dünyası’nın bütün meselelerini de kendi meseleleri olarak değerlendirmek ve çözmek mecburiyetindedir. Bu, hiçte göründüğü kadar kolay değildir. Bu nedenle, bütün Türk entelektüelleri İslam Dünyası’nın sorunlarına karmaşıktan sadeye doğru değil, tam aksine sadeden karmaşığa doğru cevap vermelidir. Türk entelektüelleri ilk önce, İslam dini inançlı Türk halklarının seslenişlerine cevap vermeli, problemlerine çözüm yolları göstermeli, ama Müslüman olmayan diğer dini inançlı Türk-Turan halkları (Gagavuzlar, Macarlar, Bulgarlar, Yakutlar, Tuvalılar vb.) da unutulmamalıdır. Ancak bundan sonra İslam Dünyası halklarının, dünya halklarının problemleri ve çözüm yolları gündeme gelebilir. Atalarımız dediği gibi, “önce evin içi, sonra dışarısı”.